Italya'da Gezilecek Yerler
Nisan-Mayıs
ayları ve sonbaharda Ekim-Kasım aylarında yapılacak İtalya seyahatleri, en doğru
zamanda keyifli geçmesi açısından önemli. Bu mevsimde enfes bir manzaraya hâkim
olan İtalya’da sıcaklıklarda rahatsız etmeyecek seviyede oluyor ve diğer
dönemlere nazaran daha az bir kalabalık oluyor. Özellikle Ağustos ayında
İtalya’ya gitmekten kaçınmak gerekiyor. İtalyanların tatil dönemine denk
gelmesinden dolayı, birçok mağaza ve işyeri kapalı olabiliyor. Bu da İtalya gibi
alışverişin merkezi olan bir yere gidip de alışveriş yapamamanıza sebep olursa,
çok üzülebilirsiniz. O yüzden seyahat dönemlerini seçerek ufak gibi görünse de
bu gibi detaylara önem vermelisiniz.
BAŞKENT: ROMA
Adını duymak bile insanın içine romantizm, gizem ve büyülü duygular yaymaya yetiyor. Evet, Roma âşıkların ve romantizm kenti… Roma’da gezdikten sonra size kattığı şeylere hayret edeceksiniz. Colosseum (Kolezzyum) binasının mimarisi ve eski yıllarda yapılan gladyatör savaşları sizi heyecanlandıracak, İspanyol merdivenlerinden yukarı tırmanırken kendinizi kraliyet zamanlarında ki kral ve kraliçeler gibi hissettirecek, kiliselerin yapılış hikâyeleri ve efsanelere dönüşmüş anıları ilginizi çekecek ve aşk çeşmesine para atıp dilek dilerken yüzünüzde büyük bir gülümsemeyle bir daha ne zaman buraya gelebileceğiniz planlarını yapıyor olacaksınız. İtalya’da öncelikle Roma’yı görmelisiniz. Roma’da; Capitoline Tepesi ve Forum, Kollezyum, Vatikan Müzeleri, Aşk Çeşmesi ve şehrin Pincio ve Gianicolo Tepelerinden panoramik manzarasına bakış önceliklerinizden biri olmalı. Roma daha çok trend cafelere ve barlara sahip. Bar della Pace, Rock Castle, Connemara, New Old Roma’nın meşhur pub ve barlarıdır. Alfredo, George’s, Harry’s Bar, Pastarito ve Romantica ise İtalyan Mutfağı’nın en güzel örneklerini tadabileceğiniz mekânlardan. Roma’da her an her şeyle karşılaşmanız mümkün diyoruz ya, Mart ayının sonunda yol üzerinde konserlere, showlara ve cadde tiyatrolarına rastlayabilirsiniz.
MİLANO : İtalya' nın ticaret ve moda merkezi. Dolce, Prada ve
Versace markalarının ev sahipliğini ise Quadrilatero yapıyor. Alışveriş cenneti
olan Milano’da heyecan
verici müzelerde bulunuyor. Ayrıca Avrupa’nın en büyük
opera merkezi La Scala’da Milano’da… Alışveriş için tercih edilen bir şehir olan
Milano, genellikle mağazaları, lüks kafelerinde keyifle içilen bir bardak şarap
eşliğinde size sunulan manzarası, futbol tutkusunun doludizgin yaşandığı
stadları ile de oldukça meşhur… Milano’da yapılabilecek, keşfedilecek o kadar
çok şey var ki! Siz bu fırsatı kaçırmamaya çalışın. Vıttorıo Emanuele Galerisi
katedraller ve müzeleri gezmek ne kadar ilginizi çeker bilinmez ama en azından
önünden geçerken kafanızı kaldırıp bir bakın ve bu muhteşem yapıların mimarisi
sizi büyülemeye yetsin. Bütün İtalya şehirlerinin kendi tarzında bir gece hayatı
var. Milano’da genelde tüm barlar öğrenciler ile doluyor. Via Brera etrafındaki
mekânlar tarzı ile çok ilginizi çekecek.
Ayrıca Duomo Kilisesi ilginizi çekecek ve görmeniz gerekecek yerlerden birisidir
VENEDİK: Sanatçıların başkenti. Su üzerine inşa edilmiş şehirde gondollarla gezebilir ve sarayların ihtişamına hayran kalabilirsiniz.
Aşk şehri olarak ta anılan Venedik, alışveriş meraklıları için de adeta bir cennet… Gondollar, köprüler, kanallar, tarih ve karnavalları ile büyüleyici bir atmosfer. 117 su kanalı ve 400 köprülü su labirentine sahip olan Venedik’te gondollarla gezi yaparken altından geçtiğiniz köprülerin güzelliğine hayran kalabilirsiniz. Hayalinizde canlandırdığınızdan hem daha iyi hem de daha kötü bir yerle karşılaşacaksınız. Venedik’i kesinlikle yürüyerek ve gondollarla gezerek keşfetmelisiniz.
Piazza San Marco, Doge’s Sarayı ve St Mark’s Basilica kesinlikle görmeniz gereken yerlerden.
San Marco (St. Mark) Meydanı: Dünyanın en güzel meydanlarından biri olan meydan, etrafta uçuşan güvercinleriyle ünlüdür. Venedik’in merkezi olarak adlandırılır.
Taş
Kesilen Şehir Pompei : İtalya'nın güneyinde,Napoli yakınlarında Campania isimli bölgede (latince kökenli bu kelime
İtalyanca'da kırsal alan anlamına geliyor) yer alan Roma İmparatorluğunun
gözdesi Pompeii kenti 24 Ağustos 79 (M.S.) gününe de diğer günler gibi
başlamıştı; pırıl pırıl, güzel bir gün, insanlar koştur
maca içinde, ticaretle
uğraşmaktalar.. Bir iki gün sonrasında ise Pompeii'nin bir hayalet
şehir olacağını, ansızın sessizleşeceğini, 1500 yıl kadar tarihten, haritalardan elini ayağını çekeceğini
tahmin etmek olana
ksızdı. 1748 yılında tesadüfen yeniden keşfedilen kentte ele
geçen bulgulara göre ise Pompeii
şehri o gün Vezüv
yanardağının gazabına uğramıştı. Ani patlama sonucu tüm
şehir lavlar altında kalmış, insanlar neye uğradıklarını
anlamadan kükürt gazından zehirlenerek, kaçmaya bile fırsat bulamadan üstlerine
yığılan kül,toprak ve çamur yığınları altında can vermişlerdi. Gökten taş ve
moloz yağıyordu.
Şehir üç gün üç gece kül yağmuruna maruz kaldı. Öyle ki
bin küsür yıl
sonra kent yeniden keşfedilip Unesco tarafından sit alanı ilan edildiğinde kazı
çalışmalarına başlanınca arkeologlar yaklaşık 10 metre derinliğinde bir kazı
çalışması yapmak zorunda kaldılar, şehir> insanlarıyla
birlikte 7 metrelik bir kül tabakası altında kalmıştı
Pompeii bugün önemli bir turist merkezi. Napoli'den kalkan araçlarla dünyanın her yerinden insanlar bu kente müzeleri, taşlaşmış insanları görmeye geliyorlar. Yeni keşifler arttıkça yeni belgeseller çekiliyor. İnternetten virtual tour ile kalıntıları gezmek bile mümkün. Karl Bruillov "The last day of Pompeii" adlı bir tablo çizmiş, hayalindeki dehşet anını resmetmiş. Fakat hiç biri yetmiyor o zamanı gerçekten anlamaya ve o insanların yaşadıklarını hissetmeye. Bugün Vezüv yanardağı Napoli halkını tehdit etmeye devam ediyor, 3780 yıl önce şehri bir çırpıda yok eden yanardağın bu kez daha büyük bir patlamayla yeniden ve aniden faaliyete geçebileceği söyleniyor.
Dükler sarayı: Venedikliler için manevi değeri çok yüksek olan bu saray, güç ve ihtişam sarayı olarak düşünülür. Sarayın avlusu heykellerle canlılık kazanırken, içi ise sanatın izlerini taşımaktadır.

Campanile (Çan Kulesi): Kuleleriyle de göz dolduran Venedik’in en önemli kulesi ise Campanile’dır. (Çan Kulesi) 99 metre yüksekliğinde olan bu kule, gondol gezilerinizden biraz zaman ayırıp Venedik’e birde tepeden bakmanız için bulunmaz bir fırsattır.
FLORANSA : Entelektüellerin başkenti olarak bilinen Floransa, Leonardo da Vinci, Dante, Galileo gibi isimlerin şehri… Rönesans’ın doğduğu yer olan Floransa’yı yürüyerek gezmenizde mümkün. 384 basamaklı Santa Maria del Fiore Katedrali’ni mutlaka görmelisiniz. Permesan peyniri, zeytinyağı, ünlü küçük butikleri Floransa denince aklınıza bunlar mı geliyor?
İtalya tam anlamıyla katedral ülkesi her şehirde ayrı güzellikte bir katedral var.
Santa Marıa Del Fıore (Dom) Katedrali: Mermerlerinde ki zümrüt yeşilinin, bu yapıya ayrı bir büyü kattığını ve İtalya bayrağının renklerinden ilham alınarak yapılması gibi ince detaylara dikkat etmelisiniz. Bu katedrale ulaşmak için bir kaç merdiven tırmanmanız gerekiyor ancak, sonunda bir yanınızda katedral, bir yanınızda Floransa manzarasının keyfi ile bu yorucu tırmanışa değeceğiniz göreceksiniz. Michelangelo, Leonardo da Vinci, Dante, Machiavelli, Galileo ve Medici gibi büyük sanatçıların yaşadığı bir şehirde kendinize ait neler bulunmaz ki? Arno Nehrinin üzerinde bulunan köprüler ise ayrı bir dünyadır. Köprülerin en dikkat çekici olanı ise “Ponte Vecchio” köprüsüdür.
Pizza Kulesi (Piza Bölgesi) : Yapımı 1350 yılında tamamlanan, İtalya resimlerinde genellikle görmeye alışık olduğumuz meşhur eğik kule, Pizza Kulesi… Yıkılma tehlikesi var mı? Yok mu? Bu bir yapım hatası mı? Zemin bozukluğu mu? Burayı gördüğünüzde aklınızdan o kadar çok soru geçecek ki! Belki de bu yapıyı bu kadar meşhur yapan bu sorulardır. Siz en iyisi Pizza Kulesi’ni görmeden bu sorularla kafanızı fazla yormayın! Bu yapıyı karşınızda gördüğünüzde, kafanızda ki soruların hepsini bir kenara bırakıp, sadece seyretmekle kalacaksınız. Floransa birçok uluslar arası öğrenci ile dolu. La Dolce Vira, Pazza del Carmina ve Cabiria popüler mekânlardan. Central Park’taki Parco delle Cascine şehrin en ünlü gece klübü…

Pizzanın doğuş öyküsü : İtalya, yemek kültürünün çok geliştiği ülkelerden bir tanesi. Muazzam sofraları, Napoli’de yenen pizza, İtalyan peyniri, şarapları makarnaları pastaları… Bütün mükemmel tatların hepsi bir arada İtalya’da. Bu ülkede her şehir ayrı bir yemeği ile ünlü demek yanlış olmaz herhalde! Pizzayı İtalya’da her şehirde bulabilirsiniz, ancak Napoli’de pizza keyfi başkadır. Burada pizzanın her çeşidini bulmanız mümkün, nede olsa pizza cennetindesiniz. Eskiden sadece margarita, yani domates ve peynirle yapılan pizzaya zamanla her çeşitten garnitür konularak çok farklı tatlar ortaya çıkartmışlar. İtalyanlar, pizza ve makarnalarına lezzet katan özel soslarını bir sır gibi saklamaya özen gösterirler. “Salsa di pomodoro” yani sade soslu makarna, İtalya’nın en meşhur makarnasıdır. Napoli ve Roma’da en lezzetli makarnaların tadına bakabilirsiniz. İtalyan şarapları ise tadına bakmadan dönmemenizi öneririz. Özellikle, Barbera, Sicilya, Bardolino, Barolo ve Merlot şarapları; sunumlarına verilen özen, bardak seçimleri mükemmel tatları ve bunun yanında İtalya’da olmanın verdiği keyifle adeta size başka başka hayatlar yaşatacak. İtalya hakkında bir kaç ufak ayrıntı ise, reçel ve biftek hakkında olacaktır. Arno Nehri’nin kıyısında Floransa usulü bifteğin ve İtalya reçellerinin tadına bakmadan dönmeyin.
İtalya’da 5 bin mile yakın uzunlukta plajlar bulunuyor. Sardinya ve Sicilya adaları en iyi plajların bulunduğu bölgeler. Rüzgâr sörfü ve yelkenli İtalya’da oldukça popüler… Campania, Calabria ve Sicilya, dalmak için ideal… Sicilya Akdeniz’in en büyük adası olma özelliğine sahip. Taormina, Etna Yanardağı ve Agrigento Tapınakları Vadisi görkemli anıtları. İtalya en ünlü tasarımcıların, en ünlü butiklerin ülkesidir. Milano, Venedik, Floransa; İtalya’da modanın kalbinin attığı şehirlerdir. Valentino, Ferre, Ellesse gibi dünyaca ünlü İtalyan markalarını kendi ülkesinde bulmak, İtalyan imzalı bir takım elbiseyi buradan almak size çok büyük bir keyif verecektir. Küçük butikleri Floransa’da, dünyaca ünlü moda evlerini Venedik’te ve hem küçük butik hem büyük mağazalar ve ünlü markaları bir arada bulabileceğiniz yer ise; Milano, “Corso Vittorio Emanuello” ve “Via Monte Napoleone” caddeleridir. Güzel bir kumaş alıp yetenekli bir terzinin ellerinden çıkmış bir elbise giymek isterseniz adresiniz, Floransa’da bulunan “Tornabuoni Caddesi” olmalıdır. İtalya’da eğlence demek Venedik’te düzenlenen karnaval demektir. Rengârenk kostümler, herkesin yüzünde maskeler, şubat ayında düzenlenen bu eğlenceyi görebilmek için dünyanın dört bir yanından turistler akın akın buraya gelmektedir. İtalya gibi kosmopolit bir ülkede sadece Viyana karnavalıyla eğlence kavramını sınırlamak oldukça yanlış olur! İtalya’nın her şehrinde bulunan gece kulüpleri, bar ve diskolarda oldukça eğlenceli saatler geçirebilirsiniz. Ancak İtalya’da gece dışarı çıkarken kıyafetlerinize biraz dikkat etseniz çok çok iyi olur! Gündüz gezip dolaşmak için rahat bir şeyler giyin, fakat gece dışarı çıkarken daha şık kıyafetlere ihtiyacınız olacaktır.




